Ne yazacağımı bilmeden bir yazıya başlamanın endişesi var aklımda. Bu beyaz sayfa nasıl dolacak? Ne ile dolacak. Kaç kelime gelir aklıma, kaç cümle eder hepsi? Ne anlatmak istiyorum şu anda? Anlatacak bir şeyim var mı? Anlatabilecek miyim? Sorular, sorular, sorular... Hiçbir şey bilmiyorum, sadece yazıyorum. 
Herşeyi anlatmak istiyorum aslında. Çok önemli meselelerden bahsetmek istiyorum. Daha doğrusu, sen okuduğunda “Vay bey, ne önemli meselelerden ne kadar doğru şekilde bahsetmiş” diyeceğin şeyler.  İkimizin de baktığı, ama benim gördüğüm; ya da ikimizin de gördüğü ama benim farklı gözle baktığım şeyler. Seni etkileyecek, hayran bırakacak, saygı duyacağın şeyler. Beni tanımasan da, hayatın boyunca belki hiç tanıyamayacak olsan da, benimle bir bağ kurmanı sağlayacak şeyler. 
Bencilce birşey bu, senin benim hayatıma hiçbir etkide bulunmana izin vermeden, senin hayatına etki etmek istiyorum. Başını döndürecek, hak verdirtecek,  kararını değiştirtecek ya da karar aldırtacak şeyler söylemek istiyorum sana. Senin başını döndürebildiğim sürece benim dünyam dönmeye devam edecek çünkü. Beni fark etmezsen ben yaşayamam. Ne anlatmak istediğimi bilmesem de bazen, vazgeçme benden. Bir gün mutlaka etki ederim hayatına, sabret. Hayatına sokup katlandığın değersiz onca şeyin yanında, beni verimsiz zamanlarımda bir kasada tutup saklaman tek beklediğim. Boş, beyaz bir sayfa olarak gireceğim kasana belki, ama  bir gün kapağını açtığında bir kitap olarak çıkabilirim.

Yorumlar

Popüler Yayınlar