Yasak bir aşk kadar heyecan verici yağan yağmur. Mevsimsiz yağmurlarda avutuyorum kendimi. Vicdanın ve azabın mevsimleri dönüşüp vicdan azabı mevsimini yarattı. Her insanın iyi olmaması yoruyor beni. Hiç kimsenin benim kadar iyi olmadığını düşündükçe ne kadar kötü bir adam olduğumu unutuyorum. Sahi ne kadar kötü bir adamım ben? Herkes benim kadar kötü olsaydı daha mı az kalp kırılırdı bu dünyada? Herkesin benim kadar iyi olmaması mı çıkarıyor savaşları? 

İyilik ya da kötülük olmasa adalet duygusu da olmazdı herhalde. Bu kadar incinmezdi narin ruhumuz. Ceza korkuları ve ödül vaatleri olmazdı. Beynimizi kemiren bu derin şüphe ortadan kalkardı belki. İyi kötü bir vicdana sahip her ruh iyi ve kötü diye ikiye ayrılmaktan kurtulurdu. İyiler ve kötülerdi belki de bu dünyayı yaşanılacak bir yer olmaktan çıkaran. Mutlaklık ile şüphe’nin yılan hikayesine dönmüş davasının seyrine yaşam, tutanaklarına tarih deniyordu. 

Çözümsüz davaların başkentinde şarabımı yudumluyorum yağmura karşı. Islanılacak bu kadar yağmur damlası olması belki de bu dünyayı yaşanır kılan. Şu hayatta son umudum yağmurun yağacak olması. Bir de kitabımın yazamadığım son sayfası. Son yağmur damlası düşmeden bitmeyecek bir hikayeyi sonlandıramıyordum yazamadığım kitabımda. Hiçbir yağmur damlasının kaderinde son yazmıyor gibi. Bir ilki yaşıyor her biri, öylesine umut dolu yağıyorlar gökyüzümden pencereme. 

Sadece sigarayı bırakanların duyabileceği bir özlemle anıyorum seni.

Yorumlar

Popüler Yayınlar